02/05/2026
O ISI POMPASI SEÇİMİ NASIL YAPILMALI ?
Fotovoltaik (PV) sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, buna paralel olarak ısı pompalarına olan ilgi de hızla artıyor.
Peki bu artış, doğru uygulamalarla mı ilerliyor?
Doğru projelendirilmiş büyük binaların dışında özellikle bireysel kullanım için yaygın olarak tercih edilen hava kaynaklı ısı pompaları için sahada giderek daha sık karşılaştığımız bir gerçek var:
👉 Isı pompası seçimleri çoğunlukla katalog değerlerine göre yapılıyor ve
bu sıklıkla karşılaştığımız durum için artık bir durum tespiti yapma ihtiyacı duyuyoruz çünkü bu yaklaşım ciddi bir yanılgı içeriyor.
📌 Kataloglarda verilen kapasite değerleri genellikle A7/W35 koşulları içindir.
Yani dış hava 7°C, su sıcaklığı 35°C iken elde edilen ideal değerler…
Peki gerçek koşullar?
➡️ -5°C
➡️ -10°C
➡️ hatta daha düşük sıcaklıklar…
Bu koşullarda:
• Isı pompası kapasitesi düşer
• COP (verimlilik) ciddi şekilde azalır
• Defrost süreçleri kapasiteyi daha da aşağı çeker
Üstelik sistem yüksek sıcaklık (örneğin radyatör) gerektiriyorsa, verimlilik daha da düşüyor.
Sonuç ne oluyor?
❗ Beklenen performans alınamıyor
❗ İşletme maliyetleri yükseliyor
❗ Ve en önemlisi: ısı pompalarına karşı güven kaybı oluşuyor
Doğru yaklaşım nedir?
Isı pompası seçimi, yalnızca bir cihaz seçimi değildir.
Bu süreç, bütüncül bir mühendislik yaklaşımı gerektirir. Bu süreçte temel yaklaşım, ısı pompasının gerçek çalışma koşullarındaki kapasitesi ile binanın tasarım ısı yükünün doğru şekilde eşleştirilmesidir.
Doğru seçim için mutlaka birlikte değerlendirilmesi gereken parametreler:
✔ Bina ısı yükü
✔ Tasarım dış hava sıcaklığı
✔ Sistem besleme sıcaklığı
✔ Cihazın farklı koşullardaki performans eğrileri
✔ Gerçek işletme senaryoları
🎯 Özetle:
Isı pompasının katalog değil, gerçek çalışma koşullarındaki kapasitesi esas alınmalıdır. Biz, Derin Mekanik Mühendislik olarak, projelerimizde bu yaklaşımı esas alıyor, hem enerji verimliliği hem de işletme performansı açısından optimum çözümler üretmeye devam ediyoruz.